Türk ve Moğol halklarının inancında Tengri gökle bir tutulan, sonsuz ve kişileşmemiş bir güçtür. Orhun yazıtları "üze kök tengri" — üstte mavi gök — diye başlar ve hanın yetkisini doğrudan oradan alır: han, Tengri'nin verdiği kut ile hüküm sürer.
Tengri bir heykeli, bir tapınağı ya da yüzü olan bir tanrı değildir. Anlatıda göğün kendisidir; bu yüzden ona yapılan sunu açık havada, yüksek bir yerde yapılır.
Balbal'da Tengri iki yerde geçiyor: İyeler takımının taşlarından biri olarak (Umay ve Erlik'le birlikte) ve yolculuğun son katı olan Tengri Katı olarak. Son kat neredeyse boştur — beyaz ışık, birkaç taş ve sessizlik. Bu bir tasarım şakası değil: anlatıda gök yükseldikçe boşalır.
