Bozkırda bir atın sağrısında küçük bir çengel işareti görürsünüz. Onu okumaya çalışmazsınız; kime ait olduğunu zaten bilirsiniz. İşte bu tamga.
Yazı değil, kimlik
Tamga bir harf değildir, bir sözcük de değildir. Bir boyun, bir ailenin ya da bir kişinin işaretidir. Okunmaz, tanınır.
Vurulduğu yerler şunlar:
- hayvanın sağrısı (sahiplik)
- kaya yüzeyi (burası bizim)
- halı ve keçe (kimin dokuduğu)
- sikke (kimin bastığı)
- mezar taşı (kimin yattığı)
Bu yüzden tamga hem mülkiyet hem kimlik belgesidir. Bozkırda sürü karışır; karışan sürüyü ayırmanın tek yolu da budur.
Dallanır
Tamgaların en ilginç yanı şu: akraba boylar birbirine benzeyen tamgalar kullanır.
Bir boy büyüyüp ikiye ayrıldığında yeni boy sıfırdan bir işaret uydurmaz; eski tamgaya bir çizgi ekler, bir ucunu kıvırır, bir halka koyar. Yani tamgalara bakarak kimin kimden çıktığını izleyebilirsiniz.
Kaşgarlı Mahmud'un Dîvânu Lugâti't-Türk'ünde yirmi dört Oğuz boyunun tamgaları sıralanır. Onlara baktığınızda ailelerin nasıl bölündüğünü görürsünüz — bir soy ağacı, ama çizgilerle yazılmış.
Alfabeyle ilişkisi
Göktürk (Orhun) alfabesindeki bazı harflerin tamgalardan türediği düşünülüyor. Bağlantı kesin kanıtlanmış değil ama şekil benzerlikleri güçlü ve iki sistem aynı coğrafyada, aynı yüzyıllarda kullanılmış.
Fark şurada: alfabe sesi gösterir, tamga sahibi. Biri okunmak için, öteki tanınmak için vardır.
Oyunda
Balbal'da Damga dokuz taşlık bir takım. Oyunun en tanınan işaretleri orada: Bozkurt, Kalkan, Çift Başlı Kartal, Koç Başı, Şimşek, Kopuz.
Bir de şu var: aynı kod her âlemde başka bir nesne. Orta Dünya'da Damga 4 Bozkurt; aynı kod Yeraltı'nda Boynuzlu Kafatası, Gök'te Kartal. Üçü de aynı taş yuvasında ama üçü ayrı bir şey anlatıyor — tıpkı ayrılan boyların aynı tamgadan farklı işaretler türetmesi gibi.
Sembollerin tamamı burada — 42 kod, 3 âlem, 126 ayrı işaret.
